Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
EĞİRLERDE EĞİTİM
 Eğirler Köyü Forumu | EĞİRLERDE EĞİTİM | EĞİRLERDE EĞİTİM
Mesaj icon Konu: Hikayeler Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
<< Önceki Sayfa   2
Yazar Mesaj
beyazgül
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 02-Ekim-2009
Konum: Isparta
Gönderilenler: 42

Alıntı beyazgül Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 24-Ocak-2010 Saat 11:50
Birgün Hızır (as) ile Hz. Musa yolda giderken Hızır (as) Hz. Musa'ya:
-Artık seninle burada ayrılıyoruz.Çünkü sen benim yaptıklarıma dayanamazsın.demiş.Hz. Musa ise hayır ben seninle gelmek istiyorum.Söz veriyorum yaptıkların hakkında sana hiçbirşey sormayacağım.demiş.Böylelikle yola çıkmışlar.Biraz gittikten sonra karşılarına bir gemi çıkmış.Bu gemi yoksullara aitmiş.Hızır (as) bu gemide bir delik açmış.Hz. Musa bunu görünce "sen ne yapıyorsun,şimdi bu insanlar nasıl gidecekler,bunu neden yaptın?"demiş.Hızır (as) ise "hani bana birşey sormayacaktın.Tamam buraya kadar artık seninle ayrılıyoruz."demiş.Hz Musa bunu duyunca "tamam bir daha ağzımı açmıyacağım." demiş.Tekrar yola koyulmuşlar.Yolda giderlerken Hızır (as) bir çocuğu öldürmüş.Musa (as) iyice hiddetlenmiş ve "sen ne yapıyorsun, o daha çok küçük, onu neden öldürdün." demiş.Hızır (as) yine "hani birşey sormayacaktın, artık bu kadar yeter,seninle yollarımız burada ayrılıyor." demiş.Hz. Musa tekrar özür dileyerek bir daha yapmayacağını söylemiş.Tekrar yola koyulmuşlar.Ve sonunda bir köye varmışlar.O köydeki kadınlardan su ve yiyecek birşey istemişler.Fakat kadınlar Hızır (as) ile hz.Musa'yı kovmuşlar.Buna rağmen Hızır (as) köyün tam çıkışındaki yıkılmak üzere olan bir duvarı onarmış.Hz. Musa bunu görünce tekrar bağırmaya başlamış.Ve Hızır (as) :
-Tamam bu kadar yeter sana herşeyi anlatacam ve seninle ayrılacağız.Gemiyi delmemim sebebi ileride sağlam gemileri ele geçiren korsan gemisi vardı.Gemiyi deldim ki o korsanlar gemiyi sağlam diye ele geçirmesinler.Çocuğu öldürmemin sebebi o çocuk büyüyünce inkarcı,kafir bir çocuk olacaktı ve ailesine eziyetler edecekti.Bundan dolayı küçük yaşta öldürdüm ki büyüyünce böyle olmasın.Gelelim duvarı onarmama...
O duvarın altında iki yetim çocuğa bırakılan miras var. Bu duvar zamanla yıkılacak ve artık o arsayı ekin ekmek için kullanacaklar.Bu yüzden onardımki çocuklar büyüyene kadar idare etsin, çocuklar büyüyünce mallarını alsınlar.



Düzenleyen beyazgül - 24-Ocak-2010 Saat 11:51
IP
beyazgül
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 02-Ekim-2009
Konum: Isparta
Gönderilenler: 42

Alıntı beyazgül Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 24-Ocak-2010 Saat 12:42
Allah´ın Takdirini Anlamanın Zorluğu
Vehb b. Münebbih?ten rivayet edilmiştir, diyor ki:

- ?İsrailoğullarının abidlerinden biri vardı ki, nehrin kenarındaki ibadethanesinde ibadet ederdi. Yakınında bir elbise tamir ve temizleyicisi vardı. Belinde para kemeri bulunan bir atlı gelip, kemerini ve elbisesini çıkarır. Nehirde elbisesini yıkar. Elbisesini giyer, fakat para kemerini orda unutup gider.

O gittikten sonra bir avcı gelip serpme ile balık avlamaya başlar. Para kemerini gören balıkçı onu alır, çekip gider. Sonra atlı gelir, para kemerini orda bulamaz. Elbise temizleyiciye:

?Para kemerimi burada unuttum? der. Adam:

?Ben onu görmedim? diye cevap verir.

Bu cevaba kızan atlı kılıcını çekip elbise temizleyiciyi öldürür.

Abid bu hali görünce, az kalsın fitneye kapılcaktı. Kendisini toplarlayan abid, Cenabı Hakk?a şöyle niyazda bulunur:

?Ey Yüce Allah?ım! Para kemerini balıkçı alır, elbise temizleyici öldürür.? Gece olup uyuduğu vakit, Allahü Teala abide rüyasında şöyle buyurur:

?Ey abid ve salih kulum, fitneye kapılma Rabbinin ilmine müdahele etme. Şunu iyi bil ki, o atlı, balıkçının babasını öldürüp malını almıştı. Para kemeri onun babasının malındandır. Elbise temizleyicisine gelince, onun sevap sahifeleri dopdolu idi. Ancak o sahifelerde günah vardı. Atlının amel defteri günahlarla dolu idi. Sevap hanesinde tek bir sevaptan başka bir şey yoktu. O elbise temizleyicisini öldürdüğü vakit, onun amel defterindeki bir tek günah silindi, atlının amel defterindeki sevab da silindi. Senin Rabbin dilediğini yapar, istediği şekilde hükmeder.?



Düzenleyen beyazgül - 24-Ocak-2010 Saat 12:42
IP
beyazgül
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 02-Ekim-2009
Konum: Isparta
Gönderilenler: 42

Alıntı beyazgül Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 24-Ocak-2010 Saat 12:43
Her Yaratılanda Bir Hikmet Vardır
Adamın biri, pislik böceği görür ve:

- "Bu, yaradılışı çirkin pis kokulu olan bir yaratıktır. Allahü Teala?nın bunu yaratmasındaki maksadı nedir?" der.

Bunun üzerine Allahü Teala o adama bir çıban verdi ki, bütün doktorlar onu tedavi etmekten aciz kaldılar. Herkes yaranın iyileşmesinden ümit kesmişti ki, bir gün sokakta bağıran bir adamın sesini işitir ve onun getirilip, yarasına bakmasını ister. Kendisine:

- "Senin yaranı iyileştirmek en meşhur doktorlar bile aciz kaldılar, o adamın senin yaranı ne yapabilir" derler kendisine. Adam:

- "Muhakkak onun yanıma gelmesi lazımdır" der.

Bunun üzerine adamı hastanın yanına getirirler. Adam çıbanı görünce, kendisine bir pislik böceği getirmelerini ister. Orada bulunanlar adamın bu isteğine gülerler. Fakat hasta başından geceni hatırlayıp, yanında bulunanlara, adamın istediğini kendisine getirmelerini söyler. Çünkü adam işin hakikatini görüyor ve biliyor" dedi.

Adama pislik böceği getirdiler. Böceği yakan adam, onun külünden çıbanın üzerine serpti, çıban Allah?ın izniyle hemen iyileşti. Hasta, orda bulunanlara söyle dedi:

- "İyi biliniz ki, Allahü Teala, mahlukatının en adi ve yaramaz olanında bile, en iyi deva bulunduğunu bana bildirmek murad buyurdu. Allah(c.c.) Hakim?dir Habir?dir...


Düzenleyen beyazgül - 24-Ocak-2010 Saat 12:44
IP
beyazgül
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 02-Ekim-2009
Konum: Isparta
Gönderilenler: 42

Alıntı beyazgül Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 24-Ocak-2010 Saat 12:47
Bunda da Bir Hayır Vardır
Bir zamanlar Afrika´daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.

Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:

"Bunda da bir hayır var!"

Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi:

"Bunda da bir hayır var!"

Kral acı ve öfkeyle bağırdı:

"Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?"

Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.

Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.

Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.

"Haklıymışsın!" dedi.

"Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi."

"Hayır" diye karşılık verdi arkadaşı.

"Bunda da bir hayır var."

"Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral.

"Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir."

"Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene!!!..."



Düzenleyen beyazgül - 24-Ocak-2010 Saat 12:48
IP
beyazgül
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 02-Ekim-2009
Konum: Isparta
Gönderilenler: 42

Alıntı beyazgül Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 24-Ocak-2010 Saat 12:49
Halifenin Hassasiyeti


Bir Ramazan´da Medineli bir müslüman Halife Hz. Ömer´i iftar yemeğine davet etti.

Yemek sırasında yalnız Hz. Ömer´e bir kab içinde bir içecek sunuldu. Hz. Ömer sordu :

- "Bu nedir?"

Ev sahibi cevab verdi :

- "Bal şerbetidir efendim, sizin için ayırmıştık da..."

Hz. Ömer onu içmeyi reddederek şöyle dedi :

"Benim yönetimini üstlendiğim halkın çoğu içmek için henüz kuyu suyunu bile bulamazken ben burada bal şerbeti içemem."


Düzenleyen beyazgül - 24-Ocak-2010 Saat 12:50
IP
Gulpare
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 25-Eylül-2008
Konum: Isparta
Gönderilenler: 37

Alıntı Gulpare Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 11-Şubat-2010 Saat 10:45
Meshur bir hatip konusmasina 100 dolarlik bir banknotu elinde tutarak basladi

200 kisilik salonda:
"Bu 100 dolarlik banknotu kim ister?" diye sordu

Salonda eller tek tek havaya kalkmaya basladi

"Tamam bu 100 dolari Icinizden birine verecegim,

ama once lutfen izin verin bir sey yapayim" dedi ve banknotu burusturmaya basladi

Tekrar sordu: "Hala kim istiyor?"

Salonda ayni eller havaya kalkti

"Pekala, sunu yaparsam ne olacak bakalim?" dedi

Banknotu yere atti ve ayakkabisinin altinda ezmeye basladi

Bir sure sonra egildi ve parayi aldi Banknot kirli ve burus burus olmustu

"Hala isteyen var mi?" diye sordu

Salonda eller tekrar havaya kalkti

"Arkadaslar, sanirim hepiniz cok onemli bir ders ogrendiniz

Paraya ne yaparsam yapayim siz hala onu istemeye devam ettiniz,cunku biliyordunuz ki bu banknot degerinden bir sey kaybetmediHala 100 dolar degerinde bir banknot!"

Iste bunun gibi hayatinizda cok defalar verdigimiz kararlar yuzunden ya da karsi karsiya geldigimiz durumlar yuzunden yere duseriz, cigneniriz, ustumuz basiniz kirlenir, camur oluruz Ama basimiza gelenler ya da gelecekler, ne olursa
olsun degerimizi asla kaybetmeyiz Kirli ya da temiz, burusuk ya da utulu olalim O'na gore bizler hala paha bicilmeziz.
maksat Hak'kın rızası,gerisi teferruat..
IP
carpediem
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06-Şubat-2008
Konum: Isparta
Gönderilenler: 19

Alıntı carpediem Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 05-Mayıs-2010 Saat 18:22
      ANNELER GÜNÜ İÇİN....
 
Annemin yalnızca bir gözü vardı. Ondan nefret ederdim… Çünkü bu durum beni utandırıyordu.
Ailemizi geçindirmek için okulda aşçılık yapardı.
İlkokulda iken bir gün annem bana merhaba demeye gelmişti.
Yerin dibine geçmiştim. Bunu bana nasıl yapabilirdi?
Onu görmezden geldim. Ona nefretle baktım ve oradan kaçtım.
Ertesi gün sınıfta bir arkadaşım dedi ki “Eeee senin annenin yalnızca bir gözü var!”
Yerin dibine girmek istedim. Ve de annemin ortadan kaybolmasını istedim.
Bu yüzden o gün onunla karşılaşınca dedim ki “Beni gülünç duruma düşüreceğine ölsen daha iyi?!!!”
Annem karşılık vermedi.
Dediklerim hakkında bir saniye bile durup düşünmedim çünkü çok kızmıştım.
Onun duyguları beni ilgilendirmiyordu.
Onu evde istemiyordum..
Çok çalıştım ve Singapur’a okumaya gittim.
Sonra evlendim. Kendi evimi aldım. Çocuklarım oldu ve hayatımdan memnundum.
Bir gün annem beni ziyarete gelmişti. Kaç yıldır beni görmemiş ve torunlarını tanımamıştı.
Kapıya gelince çocuklarım ona güldüler.
Ona “Evime gelip çocuklarımı nasıl korkutabilirsin!
HEMEN BURADAN GİT!” diye bağırdım.
Buna annemin sessizce “Kusura bakmayın. Yanlış adrese geldim galiba” dedi ve gözden kayboldu.
Bir gün mezunlar toplantısı için okuldan bir mektup aldım.
Karıma “iş seyahatine gidiyorum” diye bahane uydurdum.
Mezunlar toplantısından sonra sırf meraktan eski eve gittim!!!.
Komşularım annemin öldüğünü söylediler.
Hiç üzülmemiştim.
Bana verilsin diye annemin bıraktığı bir mektup verdiler.
        “En sevgili oğlum her zaman seni düşünüyorum…
Singapur’a gelip çocuklarını korkuttuğum için üzgünüm.
Mezunlar gününe geleceksin diye çok sevinmiştim.
Ama seni görmek için yataktan kalkabilir miyim bilemiyorum.
Sen büyürken sürekli bir utanç kaynağı olduğum için üzgünüm.
Biliyor musun… sen çok küçükken bir kaza geçirmiştin ve gözünü kaybetmiştin.
Anne olarak senin tek bir gözle büyümene dayanamazdım.
Bu yüzden sana kendi gözümü verdim…
O gözle benim yerime görüyor diye seninle o kadar gurur duyuyordum ki.Bütün sevgimle…..      Annen…
 
Varolma sebeplerimiz... iyiki varsınız ...Allah sizi başımızdan ayırmasın ...
                  ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN
 
AYSGL DMR 
 


Düzenleyen carpediem - 05-Mayıs-2010 Saat 18:25
suskunluğum asaletimdendir.yoksa her söze verilecek bir cevabım var. önce söze bakarım laf mı diye sonra söyleyene bakarım adam mı diye...
IP
<< Önceki Sayfa   2
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.06
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide